Ana Sayfa

 

Kişisel Gerçeklik

 

Fraktal, Sinan Canan'dan

Hazırlayan: Hülya Xxanadu

Aylardır www.xxanadu.org ‘a yeni bir yazı hazırlamamıştım. Bazı özel dostlarda kişisel sohbetlerde bahsettiğim bir konuyu artık bir yazı haline getirip, Internet’e salmanın zamanı geldi.  Bunları okuyanlardan ricam kaynaksız olarak bu yazıyı başka yerlere göndermeyiniz ki, diyecekleri olanlarla aramdaki link kırılmasın.  

Bu sitede Zamanın Eşiği başlıklı yazıda 7 yaşımda gördüğüm ilk bire bir aynısı gerçekleşen rüyamdan bahsetmiştim. Yanlış anlaşılmasın aşkın bir kişilik değilim. Hatta bilime düşkün yanım herzaman ağır basar. Bu fenomenleri yaşamamış olsaydım belki anlatan birine şüphe ile de bakabilirdim. Ve bir gün biliminde bu fenomenleri açıklayabileceğine inanıyorum. Hiç gördüğünüz bir rüyayının bir film perdesinde izler gibi bir süre sonra gerçek hayatta bire bir aynısının gerçekleştiğini gördünüz mü? Ya bazan bunun için uyumanıza da gerek kalmadığı, bir projeksiyon aletinden izler gibi gördüğünüz ve paralelindeki sıkıntıyla bunun gerçekleşeceğini önceden bildiğiniz..? ve sonra ne gördüyseniz hepsinin olduğu… “Zamanın Eşiği”nde bunun “zaman” ile ilgili bölümünü anlatmıştım şimdi anlatmadıklarımdan bahsedeceğim.

 Rüyalar ve vizyonlar bende derin bir suçluluk duygusu yaratıyordu. 25 yaşlarıma kadar sebebini hiç sorgulamayı akıl edemeden bunlar olup durdu. Bir yakınımın, tanıdığımın hastalanacağını, öleceğini, kaza geçireceğini aylar önceden hissediyor ama bunun için bir şey yapamadığım için suçluluk duygusu hissediyor, üstelik bunu pek kimseye de söyleyemiyordum.

 Bu hali biraz daha tarif etmek istiyorum. Bazan benzer deneyimleri yaşayanların bazı ruhani varlıklar aracılığı ile vizyon aldıklarını okumuştum. Onun nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum çünkü, benim bildiğim gayet saf ve basit. Ne orada, ne burada olmak. Aracı yok! Çok kısa bir trans hali. Uzun süre kapalı bir yerde kalma hissine benzeyen sıkıntı hali. Hani hiç yapmak istemediğiniz bir şeyi yapmak zorunda kaldığınızdaki ( ör: çalışmadığınız bir sınava gireceğiniz hal) gibi.

 Rüya ya da vizyon var ise, başım belada demekti benim için. Ve derin bir yalnızlık duygusu, bir şey yapamadığınız için suçluluk duygusu…İşte bu yazının amacı da eğer benzer deneyimleri yaşayanlar olursa, kendi geçirdiğim deneyim ve sonunda bulduğum çözümlerin aynı derin yalnızlığı hissedenlere yardımcı olabilmesi.

 Neden suçluluk duygusu duyuyordum? Pek çok kişinin sahip olmayı istediği önceden hissetme ve değiştirebilmek için bir şey yapamayacaksam, neden beni bu kadar mutsuz ediyordu. Diğer taraftan bu neden oluyordu? Neden ben? Herkesin bu fenomenleri yaşamadığını biliyordum.

 Sonra elimde ipucu bu suçluluk duygusundan başka bir şey olmadığını ve bunun üzerinde düşünmem gerektiğini anladım. Bu aslında düşünsel bir denklem olarak aklıma gelmişti.

 “Gelecekte olacak kötü bir olayı aylar önceden hissetim. Olacak şey, üzüleceğim bir şey ama benim hissettiğim diğer şey bunu değiştiremediğim için kendimi suçlu hissetmek”

 İnsan değiştiremeyeceği bir şey için neden suçluluk duygusu hisseder?

 Yoksa….

 Yapabileceğim bir şey mi vardı?

 Nasıl?

 İşte “yoksa…. Yapabileceğim birşey var mı..?” diye düşünmeye başladığım nokta, bir dönüm noktası ve yeni bir yolculuktu. Sessiz tanık olmak yerine, başka bir şeyi tercih etmek.

 Vizyon geleceğini anladığım anda, kimileri buna mistik bir deneyim diyor. Ben Zamanın Eşiğinden bakmak demeyi tercih ediyorum. Yani ne oradasınız, ne buradasınız. Eşikte iki tarafa da bakıyorsunuz. Aslında “vizyon” da çok tercih ettiğim bir kelime değil eşikten baktığım anda haftalar ya da aylar sonra olacak ve  benim hayatımı etkileyecek bazı olayları görüyordum. Önceleri bu sebebini bilmeksizin “Eşik” e gidip, gelmelere izin veriyordum başka bir şey yapmalımıyım düşünemiyordum. Sonra gitmemek için ne yapmam gerektiğini buldum. Oturuyorsam ya da yatıyor isem, ayağa kalkıyor, TV, müzik açıyor başka şeylere konsantre oluyordum ve bu “Eşik” e gitmek üzere iken, geri çekilmeme yardımcı oluyordu.

 Ama…

 Yine de çözüm değildi, sadece bana zaman kazandırıyordu.

 Sonra “neden suçluluk duygusu hissediyorum?” a cevap aramaya başladım ve bunun cevabının aslında bir ipucu olduğunu hissediyordum.

 Gerçeklik nedir? Herkesin gerçekliği farklı mıdır? Ruhsal olarak hissetiğiniz bir şey henüz gerçekleşmediyse gerçek değildir, bildiğimiz anlamdaki gerçeklikte. O zaman başka bir şey denemeleydim.

 “Hayır, bu benim gerçekliğim değil” diye red etmeye başladığım nokta, geç bulduğum ama işe yarayan yöntemdi. Buraya kadar okuyanlar ne alaka diyebilir ama cevap bu kadar basitmiş. Bundan sonraki bölümde de biraz daha açıklamaya çalışacağım.

 Suçluluk duygusu, istemsiz olarak paketin içinde geliyordu. Biri düşerken yardım etmezseniz suçluluk duygusu hissetmeniz normal ama birinin düşeceğini biliyor ama ne zaman düşeceğini bilmiyor bu yüzden yardım edemiyorsanız, suçluluk duygusu da hissetmemeniz gerekirdi ama ben hissediyordum.  

 O zaman ne yapabilirdim? Yapmam gereken şeyi bulmam gerekiyordu. Bir süre “olayın gerçekleşeceği zaman” ı bilmemek beni denklemi çözülmezmiş gibi görmeme sebep oldu. Ayrıntılar ve bilinmezlik içinde kayboluyordum.

 Rüya, vizyon, “Eşik” ten bakma, nereden ne gelirse direkt bunu red etmek ve “hayır bu benim gerçekliğim değil” diyip, bu sefer kontrolü bende olan olumlu imgelemelerle dolduruyordum konsantrasyonumu. Hem orada, hem burada olmayı deneyimlemiştim ama buraya müdahale edebilmemin yolunun, olumsuz olanları red edip, olumlu olan imgelemelerle olabileceğini bulmak seneler sürmüştü.

 Harika bir şey olmuştu. Artık başım belada değildi.

 Meditasyon üzerine okuduğum bir kitapta nefes alma egzersizleri yapmayı öğrenmiştim. İş için bilmediğim ve sevmediğim bir şehirde,  istemeden çok zor bir iş görüşmesine giderken içim daralıyordı yolda aklıma nefes egzersizleri yapmak geldi. Nefes egzersizleri ile birlikte yapacağım görüşmede olası başarısızlığı red ettim.

 “Bu benim gerçekliğim değil, herşey istediğim gibi olacak” özet olarak nefes egzersizi ile konsantre olduğum düşünceydi ve gerçekliğim olmuştu. İhtiyacı olanların işine yarar mı bilmiyorum ama bana faydası oldu ve bu niyetle sonunda bu satırlarla sizlerle paylaşılıyor.

 Sonraki yıllarda rüya ve vizyonlar belki neden geldiği amacı anlaşıldıktan sonra ki, burada “gelmek” yerine “fark edilmek “ kelimelerini tercih ederim: filmin senaryosunu red etmek, kabul etmemek hatta yeni bir senaryo yazmaya (imgelemeye) başladım. Arka planda hazır bir kurgu olabilir, kurguyu yapan kim? Kurguyu yapan, belki başka yazıda anlatılmaya çalışılır ama ya bu kurguya müdahale edecek olan biz değil isek, neden önceden görerek fark ediyordum? Ayrıntı ve senelerce anlamadığım buydu, şimdi basit gelsede.

 Sonuçta ulaşılan nokta: tercih etmek. Kendi gerçekliğinize müdahele etmek. Denemek, denememek size kalmış. Bu da bir tercihtir ve sizin için de çalışırsa, bilmek isterim.

 Belki buraya kadar yazdıklarım doğru değil. Belki ben değiştiğim için herşey değişiyor, sonuç daha güzel olduktan sonra ne önemi var…? Başım belada değil :)

 18.05.2003

 Hülya Xxanadu

Fonda Çalan: Bjorn Lynne-The Alchemist

 

The background music on this page was composed by Bjorn Lynne.

Click to visit the site of Fantasy Music composer Bjorn Lynne

 Son güncelleme:19.05.2003 13:32